New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BAMBAŞKA BİR DÜNYA
NOVOSİBİRSK

 
Sibirya’nın en büyük yerleşim merkezi olan Novosibirsk, aynı zamanda Rusya’nın da üçüncü büyük şehri. Doğuşunu Moskova’dan Pasifik kıyısındaki Vladivostok’a kadar uzanan Trans-Sibirya demiryoluna borçlu.

 

Novosibirsk’in kuruluş tarihi 1893 olarak kabul ediliyor. O yıl, Trans-Sibirya tren hattı için, Obi nehri üzerinde bir köprü yapımına başlanmış. İnşaatın gerektirdiği şantiye binaları, şehrin ilk binaları sayılıyor. 1897 yılında, köprünün inşaatı bitip, demiryolu hattı trafiğe açılınca, civardaki köylüler satmak istedikleri ürünlerini trenle sevkedebilmek için, demiryolu çevresindeki ormanlık alana yerleşmeye başlamışlar. O yıl nüfusu 7000 civarında olan şehrin nüfusu 10 yıl içinde 47000’e ulaşmış. Bugün ise, Novosibirsk’te 1,5 milyon insan yaşıyor. İlk kurulduğunda adı Novonikolayevsk olan kent, bugünkü adını 1926 yılında almış.
 
Soğuk havada yaşamak
 
Sibirya’nın güney kesiminde yer almasına rağmen, Novosibirsk’te Sibirya’nın ünlü soğuk iklimi hüküm sürüyor. Özellikle kış aylarında, ortalama -20C olan ve zaman zaman -40C’ye kadar inebilen hava sıcaklığı ve bol kar yağışı, bu tür bir iklime alışık olmayanlara ürkütücü gelebilir. Oysa Novosibirsk’liler, ellerine ve yüzlerine koruyucu kremler sürerek, başlarına kürklü kalpaklar giyerek ve vücutlarını kalın giysilerle güvence altına alarak soğuk hava ile pekala baş edebiliyorlar. Yaz mevsimi ise genelde ılık geçiyor ve sıcaklık 20C-25C arasında oluyor.
 
Konumu itibariyle aktif bir ulaşım ve ticaret merkezi olan Novosibirsk’in dokusu ne Moskova’ya benziyor, ne de St. Petersburg’a. Novosibirsk sanki geçmişte bir yerlerde asılı kalmış gibi. Şehrin caddelerinde dolaşırken karşınıza çıkan yapılar, ne kadar eskimiş olurlarsa olsunlar, hem Novosibirsk’in puslu görkemini ve mimarideki gözüpekliğini, hem de, fonksiyonellik üzerine kurulu Sovyet yaşam biçimini ve kütlesel sanat anlayışını yansıtıyor.
 
Dikkat çeken eserler
 
Örneğin, geniş Karl Marx Bulvarında küçük, ekonomik, beş katlı gri binalar uzanıp gidiyor. 60’lı yıllarda alel acele inşa edilmişler. Kruşçev binaları olarak anılan bu iç karartıcı yapılara 25 yıl ömür biçilmiş ama çoğu hala ayakta. Lenin Meydanı etrafında ise şehrin önemli kültürel ve idari yapıları yükseliyor. Meydandaki Lenin anıtı 6,5 metre yükseklikte, 10 ton ağırlığında ve bronzdan.
 
Şehrin ana caddesi Krasniy Bulvarı. Novosibirsk Opera ve Bale Tiyatrosu da burada bulunuyor. 1945’de açılan bu tiyatro Rusya’nın en büyüğü ve 2005’teki restorasyonundan sonra, donanımı ile Rusya’nın en gelişmiş sahnesi. Kubbesi 60 metre genişliğinde, 35 metre yüksekliğinde. Büyük salonu ise 1.790 kişi alıyor.  
 
 Krasniy bulvarında bir de çocuk hastanesi var. Caddenin taştan yapılmış bu en prestijli binası eskiden Romanov köşküymüş. St Nicolas Kilisesi de aynı caddenin orta kısmında. Aslında bu kilise Sovyet rejimi sırasında yıkılıp yerine Stalin’in şerefine bir anıt dikilmiş, ama Kruşçev döneminde o anıt da yok olmuş! Şehrin kuruluşunun 100.yılında ilk şapelin benzeri yapılmış ve boyutları mümkün olduğunca eskisi ile eş tutulmaya çalışılmış. Zamanla bulunduğu yerin etrafını 20.yy binaları sardığı için kilise bugün, kocaman yapıların arasında oyuncak ev gibi görünüyor.
 
Krasniy Caddesine bakan ve Maksim Gorki Sokağı boyunca uzanan küçük park ise iç savaş sırasında hayatını kaybeden devrimci kahramanlara ithaf edilmiş. 5 metre yüksekliğindeki bir beton anıtta, kayaların arasından meşale tutan bir el çıkıyor. Bu anıt uzun yıllar şehrin amblemi olmuş.
 
Sovietskaya Caddesinin başında yer alan ve kentin ilk taş binası olan St Aleksandr Nevskiy Katedrali neo-Bizans tarzında inşa edilmiş. Bu Ortodoks katedrali 1937’de kapatılmış ve önce sinema stüdyosu, sonra da filarmoni orkestrası salonu olarak kullanılmış. 1990’ların başında, onarılmış, duvar freskleri yeniden çizilmiş, eskiden sarı renkli olan kubbe de altın yaldızla kaplanmış olarak yeniden ibadete açılmış.
 
Novosibirsk’te, değişik mimarisiyle dikkat çeken bir de “Göğe Yükseliş Katedrali” var. Burası önce 1913’te, küçük ve ahşap bir kilise olarak yapılmış, sonra taştan yeniden inşa edilerek katedral olmuş, zamanla eklemeler de yapılmış ve 1988’de Rusya ortodoksluğunun bininci yılında, modern bir stille yenilenmiş.
 
Gorki ve Kamienskaya caddelerinin kesiştiği köşede ise, Katolik Şapelini görüyoruz. Novosibirsk, katolik kilisesi tarafından Rusya’nın doğu kesiminin idari merkezi sayılıyor ve Piskopos burada ikamet ediyor.
 
Kamu binaları
 
Şehrin en önemli yapılarından Novossibirsk Garı, 1896’da ahşaptan yapılan ilk garın yerini almış. Zamanında SSCB’nin en büyük garı imiş. Neo-klasik yapı, yılda 16 milyon yolcu taşımak üzere tasarlanmış. Heybetli binanın ön cephe kapı sundurmasında, kemerli, kabartmalı devasa bir pencere var. İç kısmı ise Stalin dönemini yansıtıyor.
 
Novosibirsk, bütün Sibirya’da metro ağına sahip tek kent. 1966’da hizmete açılan metronun iki hattı ve 12 istasyonu var. Yılda yaklaşık 60 milyon yolcu taşıyor.
 
Novossibirsk Devlet Üniversitesi de ülkenin ne iyilerinden. Çok ünlü bilim insanları çalışmış burada. 1958’de, merkezden 30 km uzakta kurulan Akademgorodok bir akademisyenler şehri. SSCB’deki bütün bilim insanlarını hoş bir ortamda biraraya getirmek hedeflenmiş. Lenin Caddesi 11 numarada ise, inanılmaz sevimlilikte bir bina var. Burası, 1913 yılından beri kızlar okulu. Değişik cephesi hemen dikkat çekiyor. Sibirya usulü geleneksel ağaç işi unsurları taşıyan dekoru, biraz da barok-klasik karışımı. Bir başka ilginç yapı ise Globus gençlik tiyatrosu. Uzaktan lomboz biçiminde yuvarlak pencereli bir yelkenli gibi görünüyor. Çatısı çelik kablolarla yapılmış, fuayesi de at nalı şeklinde. Üç katlı Postane binasını da unutmamak gerekiyor. Sütunsuz büyük iç salonları ile göze çarpan yapı eskiden bir tekstil imalathanesiymiş.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1