New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

RUSYA’NIN SESSİZ VE VAHŞİ YANI
KUTUP BÖLGESİNDE
YAŞAM

 
Kuzey Buz Denizi, Kuzey Kutbunu çevreleyen, 2-3 metre kalınlıktaki buzlarla kaplı sığ bir okyanus. Doğal vahşiliğiyle el değmemiş bir başka dünya burası. Ve haliyle, buradaki insanlar bambaşka bir yaşam sürdürüyorlar.
 
Rusya’nın kuzey kıyıları genellikle buzlarla kaplı. Bu nedenle, bazen karanın nerede bitip, okyanusun nerede başladığını tahmin etmek bile zor.
 
Bölgenin kış mevsimindeki ortalama sıcaklığı -34 derece. Yazın ısı yükselse de, örneğin Haziran ayında kar yağışına rastlanabilir. Rus kutup bölgesinde 5 milyondan fazla insan yaşıyor. Ruslar uzay turizminden sonra kutup turizmini de başlatmışlar. Oldukça pahalı, ama buzkıran gemisi ile yapılan bu turlarda sürprizler ve kalp çarpıntıları garanti!
 
Kutup bölgesinde iklim ve bitki örtüsü, bölgelere göre büyük değişiklik gösteriyor. Sibirya’nın kuzeyi tundralarla kaplı, yani ağaçsız ovalar ya da kutup bozkırı. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karla örtülü. Bölgenin daha güney kısmı ise,ladin, çam ve huş ağaçlarından oluşan sık taygalardan yani bataklık ormanlarından ibaret. Zemin 600m derinliğe kadar donmuş durumda ve yazın ancak belli bir seviyeye kadar çözülüyor.
 
Buralarda değişik etnik gruplar yaşıyor: Yuitler, Komiler, Nenetsler, Yakutlar, Mansiler, Evenler, Koryaklar gibi. Nüfusu 100 binin üzerine çıkan şehirler de mevcut. İklim şartlarından ötürü karayolu hem az, hem de her zaman geçit vermiyor. Bu nedenle, ulaşım küçük uçaklarla yapılıyor. Tarımın mümkün olmadığı bu alanlarda, halk geçimini denizden sağlıyor ya da avcılık ve ren geyiği besiciliği yapıyor. Maden yatakları ve doğal kaynakların varlığı da, kaçınılmaz olarak ekonomik ve sosyal hayatta değişimlere yol açıyor.
 
Geyik Çobanları
 
Sibirya’nın geyik çobanları olan Evenler moda dünyasının hayli uzağında yaşıyorlar. Battaniyeden yapılmış pantolon, porsuk derisinden yelek ve eldiven, geyik derisinden palto, keçe çorap, çift kat geyik derisinden çizme; yani sıcaklık kaç dereceye düşerse düşsün üşümek imkansız.. Yazın bataklığa dönüşen tundra, kışın buz kesiyor. Kuş uçmaz kervan geçmez topraklarda geyikle çekilen kızaklar dar bir alanda ulaşımı sağlıyor. Belirli zamanlarda uğrayan, buz kaplı gölleri pist olarak kullanan, genellikle kargo ve mektup taşıyan, gece motorları donmasın diye kalın bezlerle sarılan ve binmesi yürek isteyen uçaklar var. Sadece yabani hayvanların barındığı insansız dağlar, kış uykusundan uyandıkları zaman aç ve huysuz olan ayılar, etleri çok leziz yaban koyunları, sürekli beyaz gördüğü için yorulan gözler, soğuktan kavrulan tenler; kısacası sanki çölün diğer adı tundra..
 
Yuitler ya da İnuitler ise Doğu Sibirya’da yaşayan bir halk. Eskiden yazın hayvan derilerinden yapılmış çadırlarda, kışın da iglu denen buz evlerde yaşıyorlarmış. Ulaşım için köpeklerin çektiği kızaklar, “kayak“ denilen kayıklar ya da ağaç ve deriden botlar kullanıyorlarmış. Şimdi motorlu taşıtlar var tabii. Anlamı “ev” olan iglu, sıkıştırılmış çok sert kardan tuğlalarla örülen bir yapı. Tuğla aralarındaki boşluk ve çatlaklar hem içeriden hem dışarıdan karla iyice kapatılıyor. Giriş biraz uzakta, emekleyerek küçük bir tünelle eve ulaşılıyor. İglu’nun içinde uyumak ve oturmak için sedirler var; onlar da kar tuğladan. Üzerleri taş ve çalıyla kaplanarak hayvan postu seriliyor. Duvarların iç ve dış yüzeyinde sıcaklık değişimlerine bağlı olarak sürekli bir erime-hemen ardından donma olayı yaşanıyor. Çok kısa bir zaman içinde ev, en sert fırtınalara, hatta üzerinde dolaşacak vahşi hayvanların ağırlığına bile dayanacak kadar sağlamlaşmış oluyor. Bu evlerde iç sıcaklık 4 dereceden 16-17 dereceye kadar çıkabiliyor. Yaz geldiğinde iglular erimeye bırakılıyor.
 
Bir başka etnik grup olan Nenetsler de, şamanist ve animist göçebe bir halk. Aynı yerde bir hafta bile kalmıyorlar. “Tundra prensleri” olarak anılan Nenetsler’in bir bölümü, doğal yaşam biçimlerini terketmek zorunda kalmış ama, bir kısmı da tundralarda özgür yaşamlarını sürdürmeyi seçmiş. Bunlar kendi geyik sürülerine ve çoban köpeklerine sahipler. 10-15 çadır öbeğinden oluşan bir düzen içinde yaşıyorlar. Her öbekte aynı aileden 15- 20 kişinin yaşadığı 5-6 çadır oluyor. Çum adı verilen bu çadırlar konik ve geyik derisinden, zemin tahta döşeme ve o da geyik derisi ile kaplı. Elbiseleri, ayakkabıları, çizmeleri yine geyik derisinden. Temel gıdaları da ren geyiği eti; kurutulmuş, dondurulmuş, haşlama ya da kızartma şeklinde tüketiyorlar. Sakatat ise favorileri. Hayatlarına mutfak eşyaları, tüfek ve prefabrik çadırlar da girmeye başlamış. Malitsa denen özel giysileri var. Bu zorlu yaşam biçimi ve bu küçük gruplar yakın bir gelecekte kaybolacak gibi görünüyor.
 
Kutup Ayısı ve Fok
 
Bölgenin simgesi olan kutup ayısı karlı kıyılarda ve buzullar üzerinde yaşıyor. Kalın kürkü ile soğuktan korunan, beyaz görünümüyle kolayca kamufle olan süper yırtıcı bir hayvan. Karada, denizde, buzda rahatlıkla avlanabiliyor ve vaktinin çoğunu fok avlamakla geçiriyor. Kutup ayısının boyu 2,6 metreye, ağırlığı 900 kiloya erişebiliyor. Yaşam süresi de 30 yılı aşabiliyor.
 
Kutup bölgesinin karakteristik diğer hayvanı fok, iri kara gözlü, sempatik, etçil bir memeli; sayıları milyonları buluyor. Doğum zamanı yavrular buz yüzeyinde dünyaya geliyor. Hem denizde hem karada yaşayan foklar, akciğerleriyle nefes alıyor. Burun deliklerini sıkıca kapayarak su altında 40 dakika kalabiliyorlar. Küçük balık ve deniz yumuşakçalarıyla beslenen fokların en büyük düşmanı kutup ayısı ve avcılar.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1