New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

GÜÇLÜ EKONOMİ

 

İsviçre’nin son derece gelişmiş ekonomisinin temelinde liberal sistem, politik istikrar ve yabancı ekonomilerle sıkı bir iç içelik yatıyor. Hizmet sektörünün ekonomide büyük bir yer tuttuğu ülkede, diğer sektörlerde de kalite en ön sırada yer alıyor.

İsviçre, dünyanın en istikrarlı ekonomilerinden birine sahip. Kararlı bir liberal ekonominin süregeldiği ülkede, Devlet ekonominin ilerlemesi için en uygun koşulları oluşturuyor, pazara da ancak kamu çıkarı açısından bir gereklilik ortaya çıkarsa müdahale ediyor.

Ekonomik sektörlere bakıldığında, İsviçre’de hizmet sektörünün çok yaygın olduğu ve ekonominin yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturduğu görülüyor. Özellikle bankacılık, sigortacılık, ticaret ve turizm ülke ekonomisinin can damarı. Ekonominin yaklaşık yüzde 23’ünü kapsayan Sanayi sektörü de, İsviçre’nin diğer önemli bir kozu. Ağır sanayi ürünleri yanında, bilimsel ve optik araçlar üretimi ve ilâç endüstrisi gibi alanlarda İsviçre dünya çapında söz sahibi bir ülke. İsviçre’nin saatlerini, her işe yarayan ünlü çakılarını, peynirlerini ve leziz çikolatalarını ise dünyada bilmeyen yok.

Tarım sektörü ekonomide yüzde 4 gibi küçük bir yer tutuyor ama, burada da kalite çok öne çıkıyor. Özellikle süt ürünleri önemli ve aranılan bir kalem.

Her sektörde üretimin fazla oluşu, halkın satın alma gücü çok yüksek olsa da, iç pazarın yanında dış pazarlara yönelme ihtiyacını da beraberinde getirmiş. Bugün, dış ticaretin geldiği noktada, neredeyse kazanılan her iki İsviçre Frank’ından biri yurt dışından geliyor.

Hep ilk sıralarda

Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl yayınladığı “Dünyanın en rekabet edebilir ülkeleri” listesinde İsviçre hep ilk sıralarda. GSYH bakımından Avrupa, ABD ve Japonya ekonomilerinin önünde. Kişi başına düşen milli gelir 83’000ABD doları. AB ortalamasının yaklaşık 35’000ABD doları olduğunu hatırlatalım. Ülkede işsizlik oranı sadece yüzde 2,8. Kadınların iş dünyasındaki yeri de diğer ülkelere göre oldukça yüksek. Çalışan nüfusun yüzde 24’ü sanayide, yüzde 72’si ise hizmet sektöründe görevli.

İsviçre ekonomisi 2011’de yüzde 1,9 oranında büyümüş. Son yıllarda ekonomik büyümesinde biraz yavaşlama olsa da, İsviçre Avrupa’nın en müreffeh ülkelerinden biri.

Hizmet sektörünün gücü

İsviçre ekonomisinin temeli hizmet sektörü üzerinde yükseliyor. Bu sektördeki başlıca alanlar büyük gelir getiren bankalar, sigortacılık, ticaret ve turizm. İsviçre özellikle bankacılık ve finans sektörlerinde güçlü bir yere sahip. Her 20 çalışandan birisi banka ve sigorta şirketlerinde görevli.

Gelişmiş bankacılık sistemiyle tanınan İsviçre’de toplam 385 banka faaliyet gösteriyor. Bankacılık sistemi, dünyanın her yerindeki müşteriye hitap eden ve gizlilik ilkesini esas edinen bir sistem. İzlenen dış ekonomik ilişkiler stratejisi sonucunda İsviçre bankaları ciddi kârlar elde ediyor. UBS AGve Credit Suisse Group bankaları, ülke genelindeki bankacılığın yarıdan fazlasına hakim. UBS AGdünyanın en büyük bankası; bireysel bankacılık işlemlerinin yanı sıra yatırım danışmanlığı ve menkul kıymet işlemlerinde oldukça önemli bir konuma sahip. Ülkenin ikinci büyük bankası Credit Suisse daha çok finans hizmetleri ve kredi alanında uzman. Ülkenin ekonomi politikaları Federal Hükümet tarafından idare edilse de, para politikasındaki tek yetkili mercii, bağımsız İsviçre Merkez Bankası.

Ama, Hizmet Sektörü deyince, finans alanına odaklanıp, turizm konusunun İsviçre için önemini de göz ardı etmemek lâzım. Coğrafi güzellikleri, kültürel birikimi ve günlük yaşamda sağladığı konfor nedeniyle bütün yıl boyunca turist akınına uğrayan İsviçre’de, hayli gelişmiş durumda olan turizm, ekonomide çok önemli bir yer tutuyor. Resmî verilere göre 2011 yılında turizm gelirleri, bir önceki yıla göre yüzde 0,2’lik bir artışla 15,6 milyar CHF (İsviçre Frankı) olmuş. Ülkenin ihraç gelirlerinin yüzde 9’unu turizm oluşturuyor. Bu, hem kayda değer bir istihdam kaynağı olması, hem de ihracat gelirlerinin dördüncü büyük kalemi olması açısından önemli.

Sanayi ve Tarım

İsviçre’de çok güçlü bir Sanayi Sektörü var. Üretilen sanayi ürünlerinin yüzde 90’ı ihraç ediliyor. Üretimde kullanılan çeşitli makineler, elektrikli motorlar, lokomotif, vagon, türbin türleri gibi ağır sanayi ürünleri yanında, ilâç ve kimya sanayi, hassas ölçü aletleri ve saatler gibi diğer üretimleriyle dünyada söz sahibi olan İsviçre’nin en önemli özellikleri arasında çevre konusuna verdiği önem ve Ar-Ge, çalışmalarına öncelik tanıması var. Üretimde, “İnovasyon” adı verilen “yenileşim” çalışmaları, sadece İsviçre’yi değil, bütün ülkeleri ilgilendiriyor, çünkü bu çalışmalar sonucunda, çevreyi daha az kirleten, daha ekonomik çalışan ve daha estetik görünen ürünler elde etmek mümkün olabiliyor.

İsviçre topraklarının ekilebilen bölümü yüzde 6 civarında. Tarımda ekolojik kültürün yaygınlaştırılması öne çıkıyor. Hayvancılık da ekonomide önemli bir kalem. Sürekli yeşeren çayırlarla kaplı toprakları, besiciliğe son derece uygun, ağırlık kesim ve süt hayvanlarında.

Dış Ticaret ve Türkiye

İsviçre’nin dış ticaretinde Avrupa Birliği çok önemli bir yer tutuyor. Ülkenin merkezî konumu ve aynı dili konuşan komşu ülkelere olan sınırlarının sağladığı kolaylık sayesinde, İsviçre’nin AB ülkeleri ile olan ticaret hacmi tüm dış ticaretinin yüzde 60’ına ulaşıyor.

2011 yılı itibariyle 198 milyarCHF tutarındaki ihracatına karşılık, 174 milyar CHF tutarında ithalat gerçekleştirmiş olan İsviçre’nin en büyük dış ticaret ortağı Almanya. İhracat’ta ikinci sırayı ABD alırken, ithalatta ikinci sıra İtalya’nın.

İsviçre ile Türkiye arasında uzun zamandır süregelen yakın ilişkiler sayesinde, günümüzdeki ticari ilişkilerin de sağlam bir temele dayandığı söylenebilir. Bu temel şimdilerde, “İkili Yatırımların Korunmasına dair Anlaşma” ve 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacak olan “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması” ile daha da pekiştirilmiş bulunuyor. AB üyesi olmayan İsviçre, İzlanda, Lichtenstein ve Norveç’in üye oldukları “Avrupa Serbest Ticaret Birliği” (EFTA) ile Türkiye arasında 1991’den beri yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması’nın iki ülke arasındaki ticarî ilişkilerin bel kemiğini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Özellikle ABB, Clariant, Nestlé, Novartis, Roche, Schindler, SGS ve Syngenta gibi İsviçreli çok uluslu firmaların yanı sıra, bankalar, sigorta şirketleri ve turizm kuruluşları da Türkiye’yi bir yatırım merkezi olarak çoktan keşfetmiş bulunuyorlar. Örneğin, 2010 yılı sonu itibariyle, İsviçreli firmaların Türkiye’deki yatırımlarının 2,8 milyar İsviçre Frankını aştığı ve 15’000’den fazla kişiye iş imkânı sağlandığı görülüyor.

2011 yılında, İsviçre Türkiye’ye ihracatı 2,1 Milyar Frank olarak gerçekleşmiş. Bu ihracat, başta kimyasallar ve eczacılık ürünleri olmak üzere, makineler, hassas ölçü aletleri, saat ve tekstil ürünleri şeklinde sıralanıyor. Aynı dönemde, Türkiye’den yapılan ithalat ise yaklaşık 0,8 milyar Frank. Bu ithalatta, tarım ürünleri, kara ulaştırma araçları, metaller ve değerli taşlar başlıca kalemleri oluşturuyor. Tabii, aynı yıl Türkiye’yi ziyaret eden 300’000’i aşkın İsviçreli turistin harcamalarını da unutmamak lâzım.
 

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1