|
|
New Page 1
|
|
|
CHE... |
|
|
|
Bazen iyi
düşünülmeden alınan kararlar tarihin akışını bile değiştirebiliyor.
Örneğin, Diktatör Batista’nın Fidel Castro’yu Meksika'ya sürmesi
gibi. Bu sürgün, Arjantinli Ernesto Che Guevara’yı Küba ve dünya
devrim tarihi ile tanıştıran bir karar olmuş. |
-
Doktor, politikacı ve gerilla savaşçısı Che, öğrencilik
döneminde (1953) dünya devrimini gerçekleştirmek için çıkıyor
yola ve bir çok Latin Amerika ülkesini dolaşıyor. “26 Temmuz
Hareketi” nin bir üyesi olarak, 1956’da Meksika’dan Küba’ya
doğru yola çıkan grupta Kübalı olmayan tek kişi o. 1958’de
komutanlığını yaptığı Santa Clara saldırısı, Küba devrimini
başlatan, Havana’ya giden yolu açan, dönüm noktası niteliğinde
bir eylem oluyor. Sonunda, Batista kaçıyor ve devrim, Che henüz
30 yaşındayken gerçekleşiyor. Yeni hükümet, Guevara’yı “doğuştan
Küba vatandaşı” ilan ediyor ve La Cabana hapishanesinin
komutanlığına getiriyor. Che daha sonra, Sanayi Bakanı oluyor.
Küba’yı Amerikan saldırılarından koruyacağını düşündüğü Sovyet
füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol oynuyor. 1962’de,
Cezayir’e gönderilen asker ve mühimmatın konuşlanmasını ve
Cezayirlilerin eğitilmesini organize ediyor. Sonra bir dizi yurt
dışı teması var: New York, Paris, Çin, Japonya, Mısır, Cezayir,
Afrika ülkeleri... Dönüşte kamu hayatından çekilip ortadan
kayboluyor.
Bu hiç beklenmeyen, çok şaşırtıcı bir gelişme. Bu tuhaf durumla
ilgili olarak Castro’nun 1965'te yaptığı açıklamaya göre,
Guevara, yazdığı veda mektubunda Küba devrimine bağlılığını
belirterek, devrim için başka ülkelerde, “yeni savaş
alanlarında” savaşmak üzere Küba'dan ayrıldığını, bütün
görevlerinden istifa ettiğini ve Küba vatandaşlığından
vazgeçtiğini ifade ediyor. Ancak diğer ülkelere Küba devrimini
ihraç etme çabası başarısızlıkla sonuçlanı yor: CIA’nın
yönetiminde olduğu söylenen Bolivya ordusu tarafından yakalanan
Che, Higuera köyünde bir okulda öldürülüyor. Cesedi
Vallegrande'ye götürülerek bir hastanede basına gösteriliyor.
30 yıl sonra Vallegrande yakınlarında Guevara'dan kalan kemikler
bulunuyor, DNA testiyle kimliği doğrulanarak Küba'ya
getiriliyor. Bolivya'da yanyana çarpıştığı yoldaşları yla
birlikte Santa Clara'daki son derece mütevazi anıtmezarına
askeri törenle gömülüyor (1998).
DEVRİM SEMBOLÜ
Doktor olsa da askeri yani hep ağır basan biri Guevara.
Zıtlıklar taşıyan bir kişiliği var: Romantik, aynı zamanda sivri
dilli, örnek olma kaygısı da var. Hem astımlı, hem puro
içiyor. Hem kararlı, hem idealist, hem aşırılık yanlısı, hem
insancıl. Sürekli risk alan, ölümüne savaşan ve konuşmalarında
kışkırtıcı olmayı seven biri. Maceracı bir ruhu var. Doğallığı,
yakışıklılığı ve yürek hoplatan gülüşü ile çok çekici. Halk
tarafından da çok sevilen bir lider. Zaten o da yoksul
mahallelerde yaşıyor, tarlalarda dolaşıyor. Halkla bağını hiç
koparmıyor. Bakan olduğunda da maaşının arttırılmasını
reddediyor.
Devrim sembolü haline gelişi, Batılı ülke duvarlarında
somutlaşan “Che yaşıyor”, “Guevara bizimle birlikte" gibi
sloganlar eşliğinde 1968 öğrenci hareketleriyle başlıyor. Bugün
dünyanın birçok yerinde Che artık, ideolojik ve politik bir
unsurdan çok evrensel bir marka. Kimi analizciler, çekiciliğini
ve bir mit haline dönüşmesini, uğradığı yenilgiye ve çok erken
ölümüne bağlıyor.
|
|
SAYFA
GÖRÜNÜMÜ >> |
|
Geri |
Anasayfa |
|
|