|
|
New Page 1
|
|
|
RENKLİ KENTLER BOZULMAMIŞ YÖRELER |
|
|
|
Kimi bölgelerde
kilometrelerce uzanan bembeyaz kumsallar ve türkuaz bir deniz, kimi
vadilerde yeşilin en güzel tonları... |
|
|
-
-
Küba, deniz eksenli bir tatil
düşleyenlere aradıklarını mükemmel şekilde veren bir keyif
beldesi. Varadero’dan Santa Clara’ya, Remedios’tan
Cayo Coco’ya; sayısız seçenek var. Kimi bölgelerde
kilometrelerce uzanan bembeyaz kumsallar, türkuaz bir deniz,
lüks oteller, plaj tesisleri, palmiyeler, kimi bölgelerde
küçücük, vahşi, hatta kimsenin yaşamadığı kayalık adacıklar..
Her türlü su sporu, rengarenk tropik balıkları ve mercanlar
eşliğinde yapılan dalışlar. Bu güzelliklere kültürel öğeler de
eklenince, Küba’ya gidip de mutlu olmamak imkansız.
-
-
Sürekli Isim Değiştiren Ada
-
-
ISLA DE LA JUVENTUD
-
-
Küba’nın ikinci büyük adası olan
Juventud’un nüfüsu çok az. Burası, sürekli değişen ahalisine
göre isim değiştiren bir ada. Eskiden yerlilerin “Camarco”
dedikleri adaya Cristophe Colomb “El Evangelista”
adını vermiş. Sonra bir ara “Hazine Adası” diyenler
olmuş. Ardından Ispanyollar buraya “Colonia Reina Amalia”
adını koymuşlar. 1950’li yıllarda, ba- ğımsızlık yanlısı
direnişçiler burada yaşadığı için ve Castro, Moncada kışlası
yenilgisinden sonra bu adaya hapsedildiğinden, bu kez
“Sürgünler Adası” olarak anılmı ş. Ardından, halkı geveze ve
renkli bir topluluk olduğu için “Papağan Adası” ve sonra
“Çam Adası” denmiş. Son dönemlerde ise, adaya çok fazla
genç geldiği için, “Gençlik Adası” deniyor. Adanın
merkezi olan Nueva Gerona şehrini ilk kuranlar Amerikalı
göçmenler olmuş. Bunlar, adanın bir Amerikan eyaleti olacağı
düşüncesiyle evler yapmışlar, meyve yetiştirmeye başlamışlar.
Ama Amerikalıların bu rüyası gerçekleşmemiş. 1960’lardan sonra
ise, binlerce genç okumak için adaya gelmiş. Bugün, şehir
merkezi restorasyondan geçmiş bulunuyor. Nuestra Senora de
Los Dolores adanın en eski kilisesi. Görülmesi gereken
yerler arasında, Batista rejimine karşı verilen savaş anısına
kurulan Yeraltı savaşı müzesi, Doğal Tarih müzesi,
1967’den beri kapalı olan Presidio Modelo hapishanesi
var. 1953-1955 yılları arasında Fidel Castro, Che Guevara ve 80
gerilla burada tutulmuşlar. Ayrıca, Ispanyollar gelmeden önce
yerlilerin duvarlarına ve tavanına resimler yaptığı bir mağara
olan Cueva de Punta del Este’nin de görülmesi gerekiyor.
fiehir yakınlarında bir de timsah yetiştirme çiftliği var.
-
-

-
-
Küba’nın Efsane fiehri
-
-
TRINIDAD
-
-
Trinidad,
adanın Güneyinde, Karayipler kıyısında. Bazıları onu Küba’nın en
güzel şehri olarak tanı mlıyor. Zaten, kent 1988’de UNESCO Dünya
mirası listesine girmiş. Endülüs izleri taşıyan mimarisi ve
deniziyle göz kamaştırıcı. 45 bin nüfuslu şehir bir dönem sanayi
alanında hayli aktifmiş. Özellikle de, 19.yy’da Avrupa’da şeker
pancarına geçilmeden önce, şeker ve köleler sayesinde büyük
ailelerin bir servet kazandığı dönemlerde.
-
-
Trinidad’ın Küba’nın en iyi korunmuş
şehri olduğu da söyleniyor. 19.yy öncesinde, dönemin zengin
toprak sahiplerine ait olan binaları n çoğu bugün müzeye
dönüştürülmüş. Pastel renkli, toprak çatılı, renkli ahşaptan,
eşsiz güzellikte kolonial binalar, bir zamanlar aristokratları n
yaşadığı köşkler, sokakları şenlendiren tek katlı, mavi, pembe,
yeşil, aşı boyalı evler..
-
-
Eski Cantero Sarayı bugün
“fiehir müzesi” olmuş. Kentte, her biri Mimari harikası olan
birçok başyapı t var. Mayor meydanı, Iglesia Parroquai de
Santisima Trinidad kilisesi, bugün mimarlık müzesi olan
Los Sanchez-Iznaga evi ve eşkiyalarla mücadele müzesi olarak
kullanılan San Francisco de Asis manastırı.. Zengin
aileler gidince geride mobilyalarıyla birlikte renkli saraylar
ve köşkler kalmış. Çoğu gezilebilir durumda, turistlere açık.
Yaklaşık 50 saray var: Bugün Romantizm müzesi olan Brunet
köşkü ile Cantero, Iznaga, Timsah evi gibi. Bazıları
restore edilmiş, kalanlar da bakımdan geçecek. Hiç büyük otel
yok. Sahil şeridi Ancon, Küba kartpostalları nda hep
gördüğümüz büyülü bir atmosfer. Trinidad, özellikle devrim
döneminde uykuya dalmış. Ama bugün turizm sayesinde yine gözde.
-
-
-
Sarışın Mavi Gözlü Kübalılar
-
-
CIENFUEGOS
-
-
Karayipler
kıyısındaki 150 000 nüfuslu Cienfuegos, bir mimari
mücevher gibi. Küba’nın diğer şehirlerine göre daha yeni. 19.yy
başında Fransız göçmenler tarafı ndan kurulmuş, şehir
sakinlerinin çoğu beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlü. Doğal
olarak mimarisi de Fransız stilinden etkilenmiş.
-
-
Neo-klasik yapılarla çevrili tarihi
meydanda Paris’in anısına bir zafer anıtı ve çok sayıda küçük
saray var: Blanco, Ferrer, Goitizolo, Valle.. Gölgeli
parklar, Purisima Concepcion katedrali.. Büyük bir ticari
merkez olan Paseo del Prado, inanılmaz güzellikte
kolonlara sahip evlerle çevrili ve renkli ahşaptan villaları n
bulunduğu şehrin şık eski mahallesi Punta Gorda’ya kadar
uzanıyor.
-
-
Cienfuegos koyunda Nuestra Senora
de Los Angeles de Jagua kalesi var, korsanlarla mücadele
için yapılmış. Botanik bahçesi doğal orman ve 2000 bitki türü
mevcut. Tomas Acea mezarlığı mimari özellikleriyle,
Jose Marti parkı da palmiyeleriyle göz dolduruyor. Mavi
tonları nı taşıyan Ferrer sarayı ise yüksek bir yapı, şu
an Benjamin Duarte Kültür merkezi. Sarmal merdivenleri
ile çıkılan tepe noktadaki manzara bu çabaya değer. Bir zamanlar
dünyanın en ünlü oyuncularını ağırlayan Tomas Terry
tiyatrosunun dekoru da açıldığı yıllardan beri değişmemiş.
-
-


-
-
Ilk Başkent
-
-
SANTIAGO DE CUBA
-
-
Yaklaşık
400 bin nüfuslu, salsası ile meşhur Santiago de Cuba,
Küba’nı n en çok Karayip özellikleri taşı yan şehri. Havana’dan
önce, çok kısa bir süreliğine başkentlik yapmı ş... Önemli bir
balıkçı limanı, bakı r, demir ve tarımsal ürün ihraç merkezi.
Sigara ve sabun fabrikaları, dökümhaneleri, damıtma tesisleri
var. Kahve ve pamuk üretimi başlı ca gelir kaynağıymış.
-
-
Kentte, Marte ve Dolores
meydanları ile şehrin iki ana sokağı olan Calle Enramada
ve Aguilera ilk göze çarpan yerler oluyor. Ayrıca,
Nuestra Senora de la Asuncion katedralini, Morro
kalesini, bugün konser salonu olarak kullanılan Nuestra
Senora del Carmen kilisesini ve Cespedes Parkını da
görmek gerekiyor. Küba’nın en eski binası olan Diego
Velazquez’in evi de müze olmuş. fiehir, mimari anlamda
Havana’ya benziyor. Küba devriminin başlangıcı kabul edilen
baskının gerçekleştiğ i Moncada garnizonu artık okul olarak
kullanılıyor. Restore edilmiş, ama o günün anısına, giriş
kapısındaki kurşun delikleri olduğu gibi duruyor. Küba’nın
ikinci önemli şehri olan Santiago de Cuba aynı zamanda bir
karnaval cenneti.
-
-
Kentteki Santa Ifigenia
mezarlığı ise bağımsızlık savaşı (1868) ve sarı humma salgını
kurbanlarını barı ndırıyor. 8000 mezar arasında Jose Marti,
Carlos Manuel de Cespedes, Franck Pais gibi tarihi
şahsiyetlerin anıt mezarları görülüyor. fiehir, denizle
Sierra Maestra dağları arasında. Bu dağlar, Fidel ve Che’nin
barınağı ve kır gerillaları nın eğitim merkezi olmuş. Harika
manzaralı cazip yürüyüş parkuru Turquino Milli parkı ve
milyonlarca yıl önce yaşayan hayvanlardan kalanları sergileyen
Tarih Öncesi Dönem Vadisi de Sierra Maestra
dağlarında. fiehrin doğusunda Küba adasının en büyük parkı
Baconao var.
-
-
Yeşile Doymak Için...
-
-
PINAR DEL RIO
-
-
Pinar
del Rio, Küba’nın en batı ucunda, harika binalarla süslü daracık
sokakları yla güzel fakat çok bakımlı olmayan bir şehir. Bu
yöre, yüzde 70’lik payla ülkenin başlıca tütün üretim bölgesi.
Bir çok puro fabrikası burada. Zengin ama az gelişmiş bir şehir.
-
-
Yemyeşil Vinales vadisi ise
akarsuları, çam ormanları, verimli ovaların ve falezlerin
karışımıyla oluşmuş de- ğişik coğrafi yapısıyla hayli turistik.
Burada doğa meraklıları için sonsuz alternatif var. Milyarlarca
yıl önce yaşanan yeraltı kalkeri erozyonunun ürünü devasa kalker
tepeler olan mogote’leri ile tanınıyor. Bölge dinozorlar
zamanında birkaç yüz metre daha yüksekteymiş. Yeraltı nehirleri
kayaları n tabanını oyunca mağaralar oluşmuş. Aradan geçen
yüzyıllar boyunca çatı çökmüş. Bölge 1999 yılından beri UNESCO
Dünya Mirası sınıfında. Sayısız mağara var; bazıları cafe ya da
müzeye dönüştürülmüş, bazıları nda botla gezilebiliyor.
-
-
Las Terrezas
ise bir
ekolojik istasyon. Eski kahve üretim çiftliklerinin kalıntıları
var, örneğin Cafetal Buenavista: 1802’de Haiti’den gelen
Fransızlar kurmuş. Kahve çekirdeklerini kabuklarından ayıran bir
değirmen, çekirdeklerin açık havada kurutuldu- ğu kocaman
teraslar.. O zamanlar çiftlikte 120 kadar köle çalışırmış.
Oturdukları evler hala ayakta, ürünlerin muhafaza edildiği ambar
da. Küba’da UNESCO tarafından onanmış ilk biosfer rezervi. Las
Terrezas köyü de 1968’de yeniden ağaçlandırma projesi ardından
doğmuş.
-
-
Soroa 700 çeşit
orkidesi ile ilgi çekiyor. San Diego de los Banos
volkanik çamuru, mineralli ve kükürtlü suyu ile yapılan
tedaviler ve masajları ile meşhur; gençliğine yeniden kavuşmak
isteyenler için.. El Nicho Naturel Parkı ise ekvator
ormanlarına benzer bir ortamda şelaleleri ile tanı- nıyor. Bir
dağın içine saklanmış cennet gibi.
 |
|
|
|
SAYFA
GÖRÜNÜMÜ >> |
|
Geri |
Anasayfa |
|
|