|
Bulgaristan’ın
başkenti Sofya yaklaşık 1 200 000 nüfuslu bir şehir. Ülkenin batı
kesiminde, ünlü Vitosha dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuş.
Tarihi oldukça eskilere gidiyor. Burada yerleştikleri bilinen en
eski topluluk, bir Trak kabilesi olan Serdi’ler. Daha sonra, burayı
işgal eden Romalılar kente Serdika adını vermişler. 9. Yüzyılda, Han
Krum liderliğindeki Tuna Bulgaristanı döneminde ise, Sredets ismini
almış. Kentin 11. yüzyılda, Bizans hakimiyeti sırasındaki ismi ise
Triaditsa. Sofya isminin ortaya çıkması ise, 14. yüzyıla rastlıyor.
Sofya, 1879 tarihinde Bulgaristan'ın başkenti ilan edilmiş.
Zarif ve keyifli
Sofya, iskar nehri
boyunca ve nehrin sol kollarına paralel şekilde kurulmuş.
Bulgaristan’ın sosyalizm döneminde kurulan fabrikalar ve şehir
etrafındaki hüzünlü, tekdüze apartman blokları kente ağır ve ciddi
bir görünüm vermiş. Artık gerilerde kalmış olsa da, Sofya'da bu
dönemin izleri hala biraz hissediliyor. Ama 19.yüzyıl ürünü Rus
neoklasik mimarisinin örnekleriyle dolu balkonlu, işlemeli, zarif
yapılar; yemyeşil ağaçlarla süslü geniş caddeler; parklar,
antikacılar, sahaşar ve zengin cafe kültürü, bu ciddi havayı yok
ediyor. Cana yakın insanları, bol karlı kışları, 24 saat boyunca
akan renkli gece hayatı, şehrin merkezini boydan boya kesen ışıltılı
Vitoşa caddesi ve meydanı, lüks otelleri, etrafındaki huzur dolu
gölleri ve tavernaları ile keyif almanın kaçınılmaz olduğu bir yer
Sofya. Şehrin her köşesinde çiçek satan çingeneleri, sokak
müzisyenleri, yeşilin her tonuyla kaplı sokakları ve parkları ile
Sofya’da hayat hem ucuz, hem keyişi, hem de güvenli.
Sofya’nın
ortasında, şehre ismini veren St. Sofia’nın heykeli var. Eski şehrin
sevimli binalarla bezeli sokakları nın açıldığı meydandaki bu
heykel, azize Sofia'nın elinde tuttu- ğu defne dalı ile bilgeliğin
sembolü. Yüz hatları çok belirgin olan heykel, güzelliğin yansıması
gibi.
Bir diğer heykel olan Stefan Stambolov anıtı ise yeni, 1995 tarihli.
Kristal parkında. Park adını, sosyalist dönemde çok popüler olan bir
cafe’den alıyor. Stambolov, Kurtuluş savaşının önemli bir şahsiyeti.
Anıt, politikacının öldürüldüğü sokağın çok yakınında. Bir başka
önemli anıt da Vasil Levski anıtı. Osmanlılara karşı geniş bir
kurtuluş örgütü kuran Levski’nin asıldığı yere yapılmış. Bir diğer
örnek de, Kiril alfabesinin mucitleri olan Kiril ve Metodi
kardeşlerin heykeli.
Görülmesi
gerekenler
Görkemli Alexander
Nevski Katedrali şehrin simgesi. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında
ölen Rus askerlerinin anısına inşa edilmiş. Neo- Bizans stilinde ve
Rus kiliselerinin tipik özelliklerini taşıyor. Altın kaplı kubbesi
ile Ortodoksluğun en büyük ibadet mekanlarından biri ve Bulgar
Patrikhanesinin de merkezi. 1912 tarihli katedralin iç tasarımı Doğu
Ortodoks geleneklerine göre yapılmış. Bulgar, Rus, Avusturyalı ve
Macar sanatçılar çalışmış yapımında. 2005’te baştan başa restore
edilmiş. Bulgar ikonalarının en ender öneklerini görmek mümkün
burada. Sekiz bin kişi alabilen katedralin girişinde mermer
kullanılmış. Çanların ağırlığı 23 tonu buluyor. 1924 yılında
kültürel anıt ilan edilen katedralin önündeki meydandan, Rakovski
sokağı boyunca ilerlenince Sofya operasına ulaşılıyor. fiehrin en
önemli meydanlarından biri de Alexander Nevski Meydanı.
Aya Sofya
Bazilikası: Katedralin hemen yanıbaşında, bir erken dönem Bizans
örneği. Sofya’nın bu en eski Ortodoks kilisesi, Bizans’ın, istanbul
dışında inşa edilmiş önemli bir eseri. 5-6.yüzyıla tarihlenen,
kırmızı kiremitlerle inşa edilmiş bu sade yapı, Osmanlı döneminde
camiye çevrilmiş. Bağımsızlık sonrası nda yeniden kiliseye dönüşmüş.
Arkeoloji
Müzesi: Sofya’daki ilk cami külliyesini Fatih Sultan Mehmet
yaptırmış. Külliyenin ana binası olan Büyük Cami bugün Arkeoloji
müzesi olarak kullanılıyor. Aslında, bu mekan 1880 yılında Kütüphane
olarak hizmete açılmış ama nem oranının yüksekliği ve alanın darlığı
nedeniyle bundan vazgeçilmiş ve 1905 yılında Arkeoloji Müzesinin
açılışı yapılmış. Balkanlar’ı n bu zengin müzesinde, Avrupa’nı n en
eski kemik parçaları ve taş üzerine yapılmış en eski resimleri
segileniyor.
Milli Kütüphane
(Kiril ve Metodi Kütüphanesi): Sofya Üniversitesinin hemen
yanında. Yüzyılların tarih ve kültürünü saklayan, ülkenin en büyük
kütüphanesi. Kiril alfabesini bulan kardeşlerin adını taşıyor.
Kütüphane önünde iki kardeşin heykeli de var.
Ivan Vazov
Ulusal Tiyatrosu: Önce kırmızı rengi ile dikkat çekiyor. içerde
de aynı renk hakim. Büyük salonunda kırmızı kadifeden büyük
koltuklar göz dolduruyor. Bulgarları n en ünlü yazarının adını
taşıyan bu tiyatro, 1900’lerin ilk yıllarında yapılmış. Viyanalı
mimarları H.Helmer ve F.Felner, zamanın en ünlü mimarlarından.
Viyana, Prag, Budapeşte, Odessa, Zagreb tiyatro ve operalarını da
onlar inşa etmiş. Bina 1923’te tamamen yanmış, altı yıl sonra Alman
mimar Martin Dulfer tarafından sıfırdan restore edilmiş. Tiyatronun
tam karşısında park var; su fışkırtan çeşmeleri, gölgeli koca
ağaçları, her öğleden sonra konuk ettiği satranç oyuncuları ve
kalabalık seyircisi, park içindeki parkurlarda halka açık sergileri
ile bir huzur kaynağı.
Ulusal Tarih
Müzesi: Sahip olduğu koleksiyonla Avrupa'nı n en büyük tarih
müzeleri arasında. Etnoğrafya Müzesi ise, Bulgar halkının gündelik
hayatını ve geleneklerini yansıtan 50 bin sanat eseri barındırıyor.
Ulusal Meclis ve Meydanı: Viyana eğitimli mimar Konstantin
Yovanovich tarafından 1886 yılında yapılmış. Kentin tam merkezinde
yer alıyor. Binanın ana giriş kapısında, “Birlikten Kuvvet Doğar”
yazıyor. Meclisin bulunduğu meydan ise yıllarca halkın
başkaldırılarına ve protestoları- na tanıklık etmiş.
Sofya Merkez
Hamamı: Renkli seramik mozaiklerle kaplı, çeşmelerinden
mineralli suların aktığı tipik bir Osmanlı hamamı. 1900’lerin
başında kullanıma açılmış. Bu günlerde restorasyonu sürüyor; bir
bölümü müze, bir bölümü de kaplıca olarak kullanılacak.
1400’lü yıllarda 25
sancaklı bir Osmanlı eyaleti olan Sofya’da inşaat ve imar oldukça
gelişmiş: cami, mescit, medrese, tekke, zaviye, imaret, han,
kervansaray gibi toplam 170 vakıf eseri varmış. Bugün kalabilen eser
sayısı çok az. 16. yüzyıldan günümüze erişebilmiş olan Banyabaşı
Camii bugün de ibadete açık. Sofya’nın merkezinde, yedi küçük,
ortada bir büyük kubbe ve tek minaresiyle ilginç bir mimari örnek
olan yapının duvarları taş ve tuğladan örülmüş, taş sıraları
arasında kırmızı tuğlalar yer alıyor. Kemerler kesme taştan,
sütunlar yekpare ve koyu renk. Büyük kubbe kurşunla kaplı. ince bir
sanat eseri olan minaresi birçok onarımdan geçmiş. 1920’li yıllarda
mermer minber, ahşap bir minberle değiştirilmiş. Birkaç yıl önce
cami duvarları Kütahya çinileriyle süslenmiş, minber de artık
çinilerle bezeli. Banyabaşı Camii, Mimar Sinan’ın eseri. ismini
hemen yanındaki termal ve şifalı sulara sahip hamamdan almış.
Kültür zenginliği : Sofya’nın zengin kültürel geçmişi her
yerde karşımıza çıkıyor. Örneğin metroda bile Roma dönemine ait sur
kalıntılarını görmek mümkün, hem de antik bir Roma yolu üzerinden
geçerek. Ya da bir otelin arka bahçesinde, aniden bir kilise çıkıyor
karşınıza; yüzyılları aşarak bugünlere gelen freskleriyle Aya Yorgi
Kilisesi gibi. Bulgar Ortaçağının mimari stili ile göz dolduran bu
nadide eseri, 4.yy tarihli, etrafında Roma kalıntıları var ve UNESCO
Dünya Mirası listesinde.
Kültür hayatı çok
hareketli olan Sofya’nın Ulusal Kültür Sarayı, 2005 yılında
Avrupa'nın en iyi kültür kompleksi seçilmiş. Sekiz bin kişi
kapasiteli, modern bir yapı. Burada, oldukça düşük tutulan bilet
fiyatlarıyla seçkin tiyatro, opera, bale eserleri ve konserler
izlemek mümkün. Sofya Uluslararası Kitap Fuarı da her sene burada
düzenleniyor.
Sofya
üniversiteleri binlerce yerli-yabancı öğrenciye sahip. 1888 yılında
kurulan “St. Kliment Ohridski” Üniversitesi, Bulgaristan’ın en eski,
en büyük ve en saygın üniversitesi. Barok tarzı gösterişli bir
binaya sahip. Teknik Üniversite, özellikle mühendislik bölümleriyle
Avrupa'nın en köklü okullarından. Tıp Üniversitesi, bünyesindeki çok
sayıda hastane ile en iyi tedavi merkezi. Dünya standartlarında
eğitim veren inşaat- Mimarlık Üniversitesi ise, 1942’den beri
faaliyette.
Sofya’da toplu
taşıma araçları son derece ucuz. Bu da şehirde gezintiler yapmayı
kolaylaştırıyor. Hızla değişen bir kent, Sofya. Büyük alışveriş
merkezleri, mega sinemalar, genişleyen metro. Boris parkı meydanında
büyük konserler veriliyor. Taptaze sebze-meyveleri, peyniri,
ekmekleri, hamur işi ve şarap çeşitleri ile Sofya merkez pazarı,
Bulgar mutfağını tanımak anlamında oldukça yol gösterici. Pazarda
enteresan antik parçalar da bulmak mümkün. El yapımı, işlemeli
dantel örtüler, her tür hediyelik eşya, yılın her günü satılan her
dilde eski kitaplar, haritalar. Sofya gezintisinden keyif almamak
imkânsız.

|