|
Varna,
Avrupa ile Asya arasındaki kara, hava ve deniz yollarının kavşak
noktasında yer alıyor. Ekonomisi turizm, eğitim ve endüstri üzerine
kurulu. Nüfus açısından, Sofya ve Filibe’den sonra
üçüncü sı- rada yer alıyor. Bulgaristan’ın en büyük limanına ve
stratejik bir öneme sahip. Sofya’ya 470 km uzaklıktaki Varna’da
uluslararası havaalanı var.
Binlerce yıllık bir kent
Ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Varna, Avrupa’nın en eski
şehirlerinden. 1972 yılında yapılan arkeolojik kazılardaki
buluntuların, M.Ö. 5000 yılına ait olduğu ortaya çıkmış. Burada
bulunan altın objelerin, altın işlemeciliğinin en eski örnekleri
olduğu söyleniyor. Daha sonra, şehirden çanak-çömlek ve kuyumculukta
meşhur Trak’lar geçmiş. M.Ö. 600’lerde ise, Milet’li Yunan
kolonileri gelip yerleşmişler ve kentin adını “Odessos” koymuşlar.
Ardından, kent Makedonlar’ın, Romalılar’ın ve
Bizanslılar’ın dönemlerini yaşamış. 8. yüzyılda, kentin adı
“Varna” olmuş. Artık hep Bulgar Devletinin bir parçası olacak
olan Varna, Venedik ve Cenevizlilerle ticaret yapan bir liman kenti
olarak giderek zenginleşmiş. 14. yüzyıl sonlarında Osmanlı
hakimiyetine geçen Varna, 1878 yılında, Bulgaristan’ın
bağımsızlığını kazanması yla, kültürel ve ekonomik kalkınmasını
sürdürüp bugünlere gelmiş.
Günümüzde kentte bulunan çok sayı daki üniversite, akademi ve
enstitü, aslında bir liman ve turizm şehri olan Varna’yı aynı
zamanda bir eğitim merkezine de dönüştürmüş bulunuyor. fiehre
canlılık getiren ve değişik kültürlerin kaynaşmasına yol açan bir
hayli yabancı öğrenci var. Varna Ekonomi Üniversitesi, Sofya
dışındaki en eski yapı. Bilimsel araştırmaların yapıldığı
Astronomik Gözlemevi ve Nicolas Copernic Planetariumu da oldukça
ünlü.
Gözde
bir turizm merkezi
Yazları yerli ve yabancı
turistlerin akınına uğrayan Varna, Bulgaristan’ı n Karadeniz
kıyısındaki en güzel şehri, ucuz da. Kıyı boyunca uzanan doğal
bahçeleri, sapsarı-incecik altın kumlu plajları, sazdan kulübeleri,
operası, Pencho Slaveykov şehir kütüphanesi, devasa spor
sarayı, temizliği, düzenliliği ve her yıl düzenlenen çok sayıda
festival ve kültürel etkinliği ile bir cazibe merkezi. 1926’dan beri
yapılan “Varna Yaz Festivali” kentteki en büyük kültürel
aktivite. Bir de 1964’den bu yana yapılan uluslararası bale
yarışması var.
Varna kent merkezinin bir tarafı
denize, bir tarafı ormana bakıyor. Her yer şaşırtıcı ölçüde yeşil ve
trafik sorunu pek görülmüyor. Kentte 19 ve 20.yy başlarından kalan
ince bir mimari var. Ayrıca komünizm döneminde Sovyet stilinde inşa
edilen çok sayıda bina göze çarpıyor. Geniş caddeler, sağlı-sollu
uzanan cafe ve lokantalar, limanla Opera meydanı arasında şehrin
eski çekirdeğine uzanan daracık sokaklar, özellikle de yazın iyice
canlanan Slivnitsa ve Knyaz Boris sokakları ile Varna
cazip bir tatil yeri.
Görülecek yerler
Merkezdeki muhteşem görünümlü Varna Katedrali,
şehrin sembolü. Süper ikona ve fresklerin yer aldığı bu güzel
Ortodoks katedrali 1886’da inşa edilmiş. Cephesi çok etkileyici,
türünün tek örneği. Ayrı- ca, Varna’da iki de cami var. Biri ibadete
açık: Aziziye Camii. Padişah Sultan Abdülaziz tarafından
yaptırılmış. Diğeri de 1835 tarihli Hayriye Camii.
Deniz Parkı: Varnalıların en
favori gezinti yeri; önünde plaj, körfezin harika manzarası, kıyı
boyunca sıralanmı ş teras cafeler, discolar, yemyeşil gezinti
yolları, çeşmeler, oyun alanları.. Girişte bir güneş saati var, kuğu
biçiminde stilize edilmiş. Park, Varna akvaryumunu, Deniz müzesini,
savaş topları sergisini, “Drazki” müze-gemisini, hayvanat bahçesini,
açık hava tiyatrosunu, Varna savaşı müzesini, Yunus evini ve
Doğa-bilim müzesini barındırı- yor. Çok değişik sosyal ve kültürel
faaliyetin yürütüldüğü alanda çok sayıda küçük cafe-lokanta da
mevcut.
Varna Akvaryumu Karadeniz’de
yaşayan canlıların tamamını içeriyor. Bitkilerin yanısıra 140 çeşit
balı k da var; kaplumbağadan foka kadar. Akvaryum 30 bini aşkın
bilimsel eserden oluşan bir kitaplığa sahip. Yunus evi ise yapısı,
gösteri programları ve eğitimiyle Doğu Avrupa’nı n en iyisi. 1984’te
yapılmış, modern bir mimarisi var. Yunus havuzunun suyu
Karadeniz’den geliyor. Gösterilere foklar da katılıyor.
Varna Arkeoloji müzesi, göz
kamaştı ran mücevherleriyle, özellikle de “Varna altını”yla meşhur.
Binlerce objelik çok değerli ve zengin bir ikona koleksiyonu var.
Müze salonları nın çoğu antik çağlara ve Greko-romen dönemine
ayrılmış. Fanagoria ise şehir merkezinde, otantik yapı
korunarak oluşturulmuş bir Bulgar köyü. Köyde her unsur ve her
animasyon Bulgar tarihine dayanıyor. Her şey 6-8.yy arasında olduğu
gibi düzenlenmiş. Gözetleme ve savunma kuleleri, savaşçı yurtları,
atölyeler, o dönemin giysileri, hanların çadırları, ahırlar,
kilimler, dans gösterileri, at ve okçuluk yarışları ile hayli ilgi
gören bir yer. |